Konya’nın güzel
değerlerinden olan ve ismine konu olan efsanesiyle Konya’nın gezilip görülecek
değerlerinden olan İplikçi Camii’nin ilginç mimarisi geçmişten günümüze ışık
tutuyor.
İplikçi Camii
Mevlana Caddesi’ndedir. Kübik görünümlü tuğla örgülü duvarlarıyla dikkati çeken
Camii’nin Şemsettin Altınapa tarafından 1201’de inşa ettirildiği söylenir. Güneyde
medresesi de bulunuyor. Mamure, İplikçi soyundan Necubiddin Ayas tarafından yönetildiği
için ‘’ İplikçi Camii’’ adını almıştır. Camii’nin doğuda, batıda ve kuzeyde
olmak üzere 3 kapısı vardır. İplikçi Camii şadırvanı da ilginç özelliği ile
dikkat çekiyor. Şadırvan, görünüş
itibariyle sıradan bir şadırvan olarak gözükse de enteresan bir özelliğe sahip.
Şadırvanı 8 adet mermer sütun ayakta tutuyor. Şadırvanın ilgi çeken özelliği
ise bu sütunlarda gizli. Karşılıklı 2
sütuna, iki insanın sırtını vererek yaptığı konuşmalar, şadırvanın ilginç
özelliğini ortaya koyuyor. İki kişi bu şekilde yapılan konuşmada birbirlerinin
sesini mikrofondan geliyormuş gibi duyuyor. Karatay Üniversitesi Güzel Sanatlar
ve Tasarım Fakültesi, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi ,
Mimarlık Tarihi uzmanı Yrd.Doç.Dr.Osman Nuri Dülgerler şadırvanla ilgili
yaptığı açıklamada, şadırvanın yapımının İplikçi Camii ile aynı tarihe sahip
olmadığını belirtti. İplikçi Camii’nin 1948 yılında yapılan onarımında
şadırvanın olmadığını söyledi. Şadırvanın yapım tarihi 1960 yılına dayanıyor.
Selçuklu eseri İplikçi Camii’nin yapımı ile ilgili efsaneler Konyalılar
tarafından anlatılır Konya’da, derler ki; iplikçi Camisini bir adam ‘’Ben
kimseden yardım almadan yaptıracağım. Sevabı sadece benim olacaktır.’’ diye
yaptırmaya başlar. Bu arada bir kadın gelir ve ‘’ne olur Allah aşkına, benim şu
paramı da alın camiye harcayın’’ der, ama yaptıran adam ustalara ‘’kimseden bir
şey almayın’’ diye tembihlediği için ustalar o kadının parasını almazlarmış.
Kadına ‘’ağamız kimseden yardım kabul etmeyeceksiniz’’ diye emir verdiği için boşuna
uğraşma senin yardımını alamayız’’ demişler. Kadın her gün gelmiş, istediğini
söylemiş ustalar da her gün kadını geri çevirirlermiş. Kadın geçimini iplik
bükerek sağlarmış. Onun için de kadına iplikçi derlermiş. Bir gün kadın büktüğü
iplikleri kırpmış. Gece gizlice gelmiş iplik kırpıklarını caminin duvarının
örüldüğü harca karıştırmış. Ertesi gün ustalar hiçbir şeyden haberleri olmadığı
için kadının iplik karıştırdığı harcı duvar yapmada kullanmışlar. Aylar geçmiş,
cami yapılmış bitmiş. Bir gün camiyi yaptıran adam, rüyasında bir ‘’pir’’
görmüş. O pir ‘’ o caminin sevabı sana yazılmadı. Harçlara ipliğini karıştıran
kadına yazıldı.’’ demiş. O günden sonra caminin adının İplikçi Camii olduğuna
inanılıyor.
Tuğçe Çambaşı
Yorumlar
Yorum Gönder