Konya’da yaşayan Necati Korkmaz oldukça
farklı bir sanat dalını yaşatmaya çalışan bir isim. Hem bir mikro
heykeltraş, hem de bir hattat. Gubari hat sanatını dünyada en iyi olarak icra
eden 3 kişiden biri olma özelliğini taşıyor. Belirli kurallara uyarak gözle görülemeyecek kadar küçük
ebatlarda yazılar yazan; desenler, resimler
çizen Korkmaz’ın, yaptığı sanatı
bir cümlede özetlemek gerekirse, mercimek
tanelerinin incir çekirdeklerinin üzerine
örümcek kılıyla yazılar yazıp resimler çizmek.
Dünyadaki
üç mikro heykeltıraştan biri olarak tanınan Necati Korkmaz , Türk geleneksel Çini
ve Hat sanatının dünyadaki en küçük örneklerini toplu iğne başına yerleştirdi,işledi
ve çizdi.Mevlana'nın 744. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri
kapsamında Mevlana Kültür Merkezi'nde, Konya’yla ayrı bir bağı olduğunu
belirterek yaptığı çalışmaları Hatt-ı Gubari adıyla sergileyen Korkmaz'ın
mikroskop ya da büyüteç altında görülebilen "mikroskobik" heykelleri
ve diğer eserleri ziyaretçilerden de
yoğun ilgi gördü. Boyama, yontma, kesme
ve kazıma yöntemiyle küçük objeleri sanata dönüştüren Korkmaz'ın yaptığı,
"saç telinde besmele", "kalem ucundaki İstanbul",
"yanmış kibrit çöpüne kazınmış futbolcu ve futbol topu", "toplu
iğne başında satranç takımı" , " incir çekirdeklerinden oluşan tesbih
" gibi eserleri dikkat çekiyor. Korkmaz, bu eserlerini ortaya çıkarırken örümcek bacağı kılı, arı iğnesi,
diken, tilki bıyığı gibi doğadan edindiği malzemeleri kullandığını belirtti.
Manevi
değeri çok maddi olarak paha biçilmesi
zor
Mikro heykeltıraş ve Hattat Necati Korkmaz,
bu sanatın ender kişiler tarafından icra edildiğini ve dünyada bu işi hobi
olarak değil de gerçekten hayatını buna adayan üçüncü kişi oldugunu söyledi. Mikroskop
ve büyüteç yardımıyla görülebilen eserlerin uzun zaman içinde büyük emek
harcanarak yapıldığını anlatan Korkmaz, "Bu eserler Konya’ya özel bağım
oldugundan ve Şeb-i Arus’a denk geldiğinden dolayı burada sergileniyor, burdan
sonra bir daha sergilenmeyecek. Koleksiyon olarak saklayacağım eserlerim var.
Burada gördüğünüz en büyük eserimin minimum yapım süresi bile 6 ay o yüzden
manevi değeri çok, maddi olarak bu eserlerin karşılığında ne alırsanız alın
onun hakkının o fiyat olabileceğini düşünemezsiniz hepsi benim için çok değerli " dedi.
Fazla dikkat isteyen bir iş yaptığını, işinin nefes kontrolü, göz ve el
koordinasyonu istediğini belirten Necati Korkmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Boyasından
fırçasına ve kağıdına her malzemeyi kendiniz üretmelisiniz. Avrupa'dan veya başka
yerlerden getirttiklerimde mevcut, ama çoğunu tabiî ki tabiattan toplamanız gerekmekte. Sanayi ürünü
bir fırça ile benim yazdığım yazıyı yazamazsınız. Mutlaka doğadan diken, kıl ve
benzeri parçaları bulmanız gerekiyor.A’dan Z’ye her şey bana ait. Düşünün mikro
boyutta eserler oluşturuyorsunuz ve gözle görülmüyor. Bunun için mikroskop ve
büyüteç kullanmak durumunda kalabiliyorsunuz. Yine mikro boyutta heykel
çalışmaları da yaptığım için onları da örümcek kılının en sertiyle işliyorum.
Örümcek bacağındaki kılları kazıma aparatı olarak kullanıyorum. Bunları sizin
bulmanız demek yapacagınız işe daha da adapte olmanızı sağlıyor. "
Hataya yer
yok
Bu hassas işin oldukça zamana, özene ihtiyacı
olduğu kadar hataya yer olmadığını da belirten Korkmaz, yaşadığı olumsuz anıları
ise şu şekilde kaydetti: "Bu
sanatta hatanın dönüşü yok. Toplu iğnenin başına İstanbul Yeni Cami ve
güvercinleri çalışıyordum. Başımdan düşen bir kılın mikroskop altında uçuşunu
gördüm. ‘Eyvah’ dedim. Gitti caminin minarelerinden birini kırdı. Üç buçuk ay
uğraşmıştım, minarenin kırılışına bakakaldım. Sadece başıma gelen bu olayda
değil 4 ay 5 ay uğraştığım heykellerin
resimlerini çalışırken elimin bir ters
hareketiyle mahvedebildim. Evet böyle dinlediğinizde bu sizin gözünüzü
korkutabilir ama inanın çok zevkli bir iş. "
Ancak Hatt-ı Gubari bu dönemin sanatı değil
Kişisel
yeteneklerin ön plana çıktığı bir sanatı icra eden Necati Korkmaz, "yaptığımız
işin bir kursu yok olmamalı da . Ben ilgi duyan gençlere bunu anlatmaya, elimden
geldiğince bu sanatı tanıtmaya çalışıyorum. Özellikle geleneksel sanatlarımıza
ilgi duymalarını çok istiyorum. Öğrenmeye gelen gençlere yardımcı oluyorum.
Ancak ben ve benim gibi özveri gerektiren sanatlarla uğraşan insanlar olarak şundan
kaygılıyız; şimdi ki gençler fazla sabırlı değiller. Gençler çok hızlı üretip,
tüketmek istiyorlar. Tabii bu durumun da bizim işimizde yeri yok. Bu işte
baştan sona sabır ve aşk gerekiyor. Bu yüzden bu dönemin sanatı bence değil gibi" dedi.
Korkmaz , tüm zorluklarına rağmen Hattı-
Gubari’nin özel bir sanat oldugunu ve bu sanata da insanların kendi
karakterlerini yansıtabilceğini
vurgularken, "bir şey ürettiğinizde kendinizi özel hissediyorsunuz.
Yaptığınız eseri sergilediğiniz zaman, hayretle bakıyorlar inanamıyorlar. ’Bunu bir Türk yapmış olamaz’ diyenler de
oluyor ama Allah'a şükür biz yapıyoruz. " diyerek sözlerini sonlandırdı.
Beste Aşlamacıer
Beste Aşlamacıer

Yorumlar
Yorum Gönder