Keşke biraz
uzaklaşabilsek kendimizden de, geçirdiğimiz günlere, aylara, yıllara bir
baksak. Nasıl da geçiyor ömür, nasıl perişan edilmiş gençlik . Şimdi hangi
genç, hangi çocuk sokak aralarında
oynamak nedir biliyor ki ? Hangisi üstü başı toz toprak içinde annesinin
seslenişleriyle evine koşuyor. Düşünüyoruz … Kısa bir yüz düşmesi yaşadık değil
mi ? Madem hepimiz üzülüyoruz o zaman
kim veriyor arkadaşım bu çocukların eline tableti, kim dört duvardan ibaret o
çocukları 2-3 yaşında kreşlere kapatıyor ?
Ben sevmedim bu 2000’ler furyasını. Bir
zaman makinesi olsaydı kim 90’lara dönmek istemezdi ki ? Neden mi 90’lar ?
O zaman anne azarı yiyeceğini bildiğin
halde sokaklarda koşuşturmaktı çocukluğumuz, mutluluktu, küsüp hemen
barışmaktı.Hep gülerdik.. Hadi çıkın! Çıkın da bakın bir sokağa. Ekranlara
değil insanların yüzlerine bakın. Çatık kaşlar ardına saklanmış, hayat derdine
düşmüş tektip insan topluluğundan başka ne görmeyi bekliyoruz ki. Sadece
insanlığımızı mı ihmal ettik ? Hayır. O zamanlarda ölen kuşlarımızın arkasından bile ağlardık
hatta onları gömerdik bile küçücük kuşun değeri başkaydı bizde o zamanlar.
Hayvanları çok severdik korkmazdık beslerdik, hemen de sahiplenirdik. O yüzden
belki de hala merhametliyiz şimdiki nesile göre.
Masumduk, saftık çok güzeldik işte.
Şanslıydım 90’ların o ruhunu katmışım bünyeme. Tamda bu yüzden hala o her yerde
duydugunuz ruhunu hissedemediğiniz pop şarkıları dinlemeyi sevmiyorum.Çünkü
bütün şarkılar bütün şarkıcılar tek bir renk gibi. Siz o çalan şarkılara
nostalji dersiniz ben bu kelimeyi o şarkılara saygısızlık olarak görürüm.
Bakmayın 90’ların üzerinden 20 yıl geçtiğine. Hala nasıl dinlenilesi Sezen Aksu,
Sertap Erener, Kayahan, Hakan Peker hatta Serdar Ortaç bile. O dönemin en büyük
bestecilerindendi Serdar, şimdi nasıl alay konusu oldu harcandı. Kim biliyor
90’lı yıllarda memlekette pop müziğin patladığını ? Şarkıcıların tek gece de o
zamana kadar duyulmamış bir pop müzikle nasıl meşhur oldugunu ? Böyle tanıdık
biz İzel-Çelik-Ercan üçlüsünü.
Mirkelam, vatandaşın özel radyo
ve televizyonlarla tanıştıgı zaman ‘Her Gece’ şarkısıyla bir anda meşhur oldu. 90’lı
yılların en büyük kazançlarından biri de Moğollar’dı tabiî ki. 31 Mayıs
1993’te Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda verdikleri konserle bir araya gelen
grup bilhassa 1996’da Dört Renk’te yer alan ‘Bişey Yapmalı’ ile o yıllara
damgasını vurmuştu.
Şimdi arkada fonda Levent Yüksel’den bir
şarkı çalsa. Tuana mesela.. Kaç kişi gözünü kapatarak dinler ? Kaç kişi
Sezen’in Rakkasıyla içine huzuru neşeyi doldurur ? Bazen düşünmek lazım. Nerde
yanlış yapıyoruz diye. Aslında yalnız 90’lar değil, 70’ler 80’ler 60’lar miras
bize. Bu mirasımıza biz sahip çıkamıyoruz. Şimdi moda diye giydiğimiz her şey
özellikle 90’lardan bize hediye. Bunu bilen bilmeyen herkes giyse de kimse bu
üzerine taktığı takıların, bohem tarzların, giysilerin 90’lardan süzülüp tekrar
canlandığını, 80’ler ile 2000’ler arasına sıkışmış o dönemin gelenekselle
modern çizgi arasında sıkıştıgını anlamıyor. Üzücü olan kısmı da bu işte. Keşke
moda gibi günümüze gelen o salaş ve rahatlığı hayatımıza da yansıtsak,
çocuklarımıza aşılasak, kıymet bilsek. Hepsinden önemli olan bir şey var keşke
biraz gülümsemeyi öğrensek … İşte bu yüzden diyorum ya bir kum saati gibi
zamanı ters çevirsek de 90’lara geri dönsek.
Beste Aşlamacıer
Beste Aşlamacıer


Yorumlar
Yorum Gönder